
Zahir, sessizliğin ve mekânın diliyle sistemdeki köklü çürümüşlüğü bir marangozhaneye sığdırır. Eski bir masa etrafında limit çözmeye çalışan iki çırak, matematiksel eşitsizliği masanın fiziksel sallantısıyla eşzamanlı yaşar. Usta, bu çözümsüzlüğü düzeltmek yerine çarpıklığı kanıksamış bir seyirci gibi izler. Çırağın, fonksiyonun parametrelerini değiştirip kalemini masa ayağına sıkıştırarak ürettiğini sandığı "geçici yama", köklü sorunu sadece maskeler. Ustanın ukala gülüşüyle mühürlenen film; derin eşitsizliğin, göstermelik geçersiz çözümlerin sarsıcı bir metaforuna dönüşür