
Bu deneysel kısa film, dışarıdan sıradan görünen bir eylemin – yoğurt yeme ritüelinin – bir karakterin Obsesif Kompulsif Bozukluğa (OKB) benzer bir saplantı içinde nasıl bir zihinsel hapis ve çözülme durumuna yol açtığını araştırmaktadır. Filmin temel manifestosu, geleneksel sinema dilinin sunduğu konforlu anlatı akıcılığını bilinçli olarak reddetmek ve görsel-işitsel normları manipüle ederek izleyicide yoğun bir anksiyete ve huzursuzluk yaratmaktır.